Adalet sessiz duran bir terazi kadar hassas; ancak doğru kefeye doğru ağırlığı koyduğunuzda konuşmaya başlar. Bulgaristan göçmenliği meselesi de tam olarak bu hassas dengenin merkezinde yer alıyor. Birçok kişi için bu işleyiş sadece bir pasaport başvurusu olmaktan öte, geçmişin tozlu raflarında kalan aile bağlarını hukuki bir zemine oturtma çabasıdır. O halde bu yolculukta karşılaşılan barikatlar sadece bürokrasiyle mi sınırlı, yoksa biz mi haklarımızı talep ederken yanlış kapıları çalıyoruz?
Bulgaristan ile Türkiye arasındaki göç dalgaları tarihin farklı dönemlerinde farklı hukuki sonuçlar doğurdu. Her göç kafilesi, beraberinde farklı bir hak mahrumiyeti veya kazanımı getirdi. Bu noktada "hak" kavramı, statik bir olgudan ziyade, zamanın ruhuna göre şekillenen dinamik bir süreci ifade eder.
Her göç dönemi Bulgaristan yasaları nezdinde ayrı birer "hukuki parantez" niteliği taşır. Örneğin 1948 ve 1951 göçmenleri için vatandaşlık statüsünün korunup korunmadığı, o dönemdeki ikili anlaşmaların satır aralarında gizlidir. 1989 büyük göçünde ise durum bambaşka bir boyuta evrilir; zorunlu göçün yarattığı mağduriyetler, günümüzde "iade-i itibar" niteliğinde vatandaşlık haklarını doğurur.
Sizce devletlerin siyasi kararları, bireyin doğuştan gelen soy bağını hukuken hükümsüz kılabilir mi?
İşleyişin en sancılı kısmı Türkiye’deki nüfus kayıtları ile Bulgaristan’daki "Grakjdanska Registratsiya i Administrativno Obslujvane" (GRAO) kayıtlarının eşleşmemesidir. Dedelerinizin Bulgaristan'daki ismi "İvan" iken Türkiye'de "Ahmet" olması, hukuki bir kopukluk yaratır. Bu kopukluğu gidermek için alınan İsim Denklik Belgesi, bazen bir anahtar vazifesi görürken bazen de eksik bilgiler nedeniyle kapıların yüzünüze kapanmasına yol açar.
Arşivlerde bulunamayan bir imza yüzünden koca bir geçmişin yok sayılması, adaletin hangi ilkesiyle bağdaşır?
Son yıllarda Bulgaristan Parlamentosu, vatandaşlık yasasında önemli güncellemeler yaptı. Dil şartından mülakat aşamalarına kadar pek çok kriter zorlaştırıldı. Eskiden evrak teslimi ile yürüyen süreçler, artık daha derin bir hukuki incelemeye tabi tutuluyor. Bu durum, hak sahipliğinin ispatını daha profesyonel bir savunma gerektiren bir sürece dönüştürdü.
Bir davanın kazanılması birtek kanun maddelerini bilmekle mümkün olur sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Asıl mesele, o maddeleri hayatın gerçekleriyle harmanlayabilmektir. Göçmenlik başvuruları da tıpkı bir satranç tahtası gibidir; yanlış bir hamle, yıllar sürecek bir hak kaybına (feragat edilmemiş olsa bile) sebebiyet verebilir.
Dosyanızın tam olması, reddedilmeyeceği anlamına gelmez; ancak eksik olması, doğrudan başarısızlığın teminatıdır.
İdari makamların her kararı mutlak doğru kabul edilir mi? Elbette hayır. Eksik inceleme veya hatalı yorumlama nedeniyle verilen ret kararlarına karşı yargı yolu her zaman açıktır. "İptal davası" açmak, idarenin keyfi kararlarını denetlemek için elimizdeki en güçlü silahtır. Hak arama yolculuğunda takibi bıraktığınız an, o hakkınızdan kendi isteğinizle vazgeçmiş kabul edilirsiniz.
Mülakat, sadece sorulan sorulara cevap vermek yeridir sanılmamalıdır. O kısa süre, memurun sizin aidiyetinizi ve samimiyetinizi ölçtüğü bir "hukuki yüzleşme" anıdır. Bekleme sürelerinin 2-3 yıla yayılması ise sabrın hukukla imtihanıdır. Bu kadar uzun bekleyişler, "geç gelen adalet, adalet midir?" sorusunu akıllara getiriyor.
Hukuk kurallar bütünü değildir; o, aynı zamanda bir vicdan muhasebesidir. Bulgaristan vatandaşlığına sadece "vizesiz Avrupa" kapısı olarak bakanlar ile köklerini arayanlar arasındaki fark, başvuru sürecindeki dirençlerini de belirler.
Avrupa Birliği (AB) vatandaşlığının sunduğu serbest dolaşım, çalışma ve eğitim hakları kuşkusuz cazip. Ancak bu hakların getirdiği sorumluluklar ve çifte vatandaş olmanın hukuki yükümlülükleri (vergilendirme, askerlik vb. durumlar) çoğu zaman göz ardı ediliyor.
Sizce elde edilecek kazanımlar, bu meşakkatli sürece katlanmaya değer mi?
Piyasada "kesin sonuç" vaat eden ancak hiçbir hukuki sorumluluk almayan yapılarla karşılaşmanız muhtemel. Oysa hukukta sonuç vaat etmek, meslek etiğine aykırıdır; sadece süreci en doğru şekilde yönetme borcu (vekalet sözleşmesi uyarınca) üstlenilebilir. Haklarınızı koruması için yetki verdiğiniz kişinin liyakati, davanızın kaderini çizer.
Bu soru, aslında meselenin kalbine dokunuyor. Avrupa genelinde yükselen milliyetçilik ve korumacı politikalar, vatandaşlık yasalarına da yansıyor. Bulgaristan'ın soy bağını ispatlama konusundaki katı tutumu, acaba bir güvenlik önlemi mi yoksa tarihi bir borçtan kaçınma stratejisi mi? Sizin bu konudaki gözleminiz nedir?
Dijitalleşen dünya ile birlikte, Bulgaristan ve diğer AB ülkelerinin yakın gelecekte "Dijital Soy Kütüğü" üzerinden başvuruları yapay zekâ denetimine açması muhtemeldir. Bu durum, kâğıt üzerindeki hataları minimize edebilir; ancak adaletin en insani unsuru olan "takdir yetkisi" ve "özel durumların gözetilmesi" ilkelerini zedeleyebilir. Yarın, sadece algoritmaların onayladığı bir hukuk sisteminde hak aramak zorunda kalabiliriz. Bu yüzden bugünden, elimizdeki somut belgelerle ve doğru hukuki stratejilerle harekete geçmek, belki de kuşaklar boyu sürecek bir mirasın son şansıdır.
Bu süreçte sizi en çok düşündüren, başvurmaktan alıkoyan veya "keşke şöyle olsaydı" dediğiniz engel nedir?
Hukuk sisteminde "altsoy" hakkı bulunsa da süreç doğrudan işlemez. Öncelikle üstsoyunuzun (anne, baba veya büyükanne/büyükbaba) vatandaşlık statüsünün Bulgaristan Adalet Bakanlığı nezdinde sorgulanması gerekir. Eğer ilgili kişi vatandaşlığını koruyorsa, önce anne/babanızın, ardından sizin kademeli olarak başvurmanız esastır. Kuşak atlayarak doğrudan torun üzerinden başvuru yapılması, istisnai durumlar hariç mümkün görülmemektedir.
Sadece gayrimenkul sahibi olmak size vatandaşlık hakkı tanımaz. Bulgaristan yasalarına göre taşınmaz mal edinimi, belirli limitlerin üzerinde değilse doğrudan bir oturum izni veya vatandaşlık vaat etmemektedir. Vatandaşlık için ya "Yatırımcı Programı" kapsamında yaklaşık 512.000 Euro ve üzeri fon yatırımı yapmalı ya da yasal ikamet sürelerini doldurmalısınız.
Bu durum, başvurunun reddedilmesine yol açabilecek ciddi bir usul hatasıdır. Bulgaristan’daki "Doğum Kaydı" (Akt za Rajdane) ile Türkiye’deki nüfus kayıtları birebir örtüşmelidir. Eğer tarihler arasında tutarsızlık varsa, Türkiye’de Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılacak bir "Nüfus Kaydının Düzeltilmesi" davası ile bu hatanın giderilmesi zorunludur. Hukuki tabirle, "kimlikte birlik" sağlanmadan dosya tekemmül etmiş sayılmaz.
Başvuru kategorinize göre bu durum değişkenlik gösterir. Soy bağı (ebeveyn üzerinden) ile yapılan başvurularda genellikle dil şartı aranmazken, "Vatandaşlığa Kabul" (Naturalizasyon) veya evlilik yoluyla yapılan başvurularda Bulgaristan Eğitim Bakanlığı onaylı dil yeterlilik belgesi ve mülakatta temel düzeyde iletişim kurabilme yetisi aranmaktadır.
Bulgaristan ve Türkiye arasındaki mevcut uygulamalar, "çifte vatandaşlığa" izin vermektedir. Soy bağı veya evlilik yoluyla hak kazanan Türk vatandaşlarının mevcut vatandaşlıklarını korumaları mümkündür. Ancak başvurunun niteliğine göre (bazı genel vatandaşlığa kabul durumlarında) Bulgaristan makamları eski vatandaşlıktan çıkma şartı koyabilir; bu nedenle dosyanızın hangi kategoride değerlendirildiği hayati önem taşır.
