Bir şehri tanımlarken kimi zaman onun göğe yükselen binalarından, kimi zaman tarih kokan taş sokaklarından bahsederiz. Sofya da böyle bir şehir... Balkanların kalbinde hem Avrupa Birliği’nin hukuki çerçevesiyle hem de kendi iç dinamikleriyle yaşayan, nefes alan bir düzenin merkezi. İşte tam bu noktada ‘avukatlık hizmetleri’ yalnızca adliye koridorlarında yankılanan resmî bir kavram olarak kalmaz; aynı zamanda günlük yaşamın en kritik güvenlik kemeri gibidir.
Bir girişimciyseniz, Sofya’da şirket kurarken önünüze çıkacak prosedürler sizi bazen labirentin ortasında kaybolmuş gibi hissettirebilir. Bir yabancıysanız, oturum veya vatandaşlık başvurusu sırasında önünüzde açılan formlar size yabancı bir dilin şifreleri gibi görünebilir. Ev almak isteyen bir aile içinse, tapu kayıtlarının satırlarında yazılı her kelime büyük bir maceranın başlangıcı olabilir.
Avukatlık hizmetleri işte tam burada devreye girer:
İstatistiklere bakıldığında, Bulgaristan’da son 5 yılda açılan ticari dava sayısında %18’lik bir artış var. Bu artışın gölgesinde Sofya hem yabancı yatırımcılar hem de bireysel müvekkiller için bir odak noktası hâline gelmiş durumda. Yani yalnızca bir hizmetten söz etmiyoruz; aynı zamanda ekonomik ve sosyal hayatta güvenlik sağlayan bir destek mekanizmasını kastediyoruz.
Ve belki de en önemlisi; avukat, sadece yasa maddelerini bilen biri değildir; aynı zamanda müvekkilinin dilinden anlayan, bazen bir rehber, bazen bir tercüman ve çoğu zaman da bir yol arkadaşıdır.
Bazen ihtiyaç duyulan şey bir çevirmen, bazen bir stratejist, bazen de sadece yanınızda “işi bilen” bir yol arkadaşıdır. Sofya’daki hukuk bürolarının sunduğu hizmetleri incelediğinizde, taleplerin beş temel başlıkta yoğunlaştığını görürsünüz. Her biri ayrı bir derya; kimisi iş dünyasına açılan bir kapı, kimisi kişisel yaşamın en hassas köşelerine dokunan meselelerdir.
Bulgaristan’ın cazibesi yalnızca tarihi sokaklarında kalmaz; aynı zamanda düşük kurumlar vergisinde (%10) de kendini gösterir. Bu nedenle Sofya’da şirket kurmak, yabancı yatırımcılar için ilk adım olur.
Bir şirket kurarken:
Avukatın rolü burada yalnızca evrak toplamak değildir; aynı zamanda sözleşmelerde “küçük puntolarla yazılmış riskleri” görmek ve sizi uyarmaktır.
Göçmenlik hukuku (yani “bir ülkede yaşama ve çalışma izni alma kuralları”) her zaman karmaşık olmuştur. Sofya’da Türk vatandaşlarının en çok sorduğu soru şudur:
“Bulgaristan’da oturum alırsam, AB içinde serbest dolaşabilir miyim?”
Cevap evet, fakat süreç adım adım ilerler:
Her aşamada noter onaylı tercümeler, apostil şerhleri (resmî belgenin yurtdışında geçerli olması için damga) ve dosya takipleri devreye girer. Bir avukat olmadan bu süreç çoğu kişiye yabancı bir dilde yazılmış uzun bir roman gibi gelir.
Bir ev almak… kulağa romantik gelir ama Sofya’da işler biraz daha teknik. Tapu kayıtlarının incelenmesi (yani “bu evin üzerinde haciz veya ipotek var mı” kontrolü) şarttır.
Bazen tek bir eksik belge, aylar sürecek dava demektir. Bu yüzden gayrimenkul işlemlerinde avukatlık hizmeti, sigorta poliçesi gibi koruma sağlar.
Aile hukuku, rakamlardan ziyade kalplerin çarpıştığı bir alandır. Sofya’da yaşayan Türk aileler için en çok gündeme gelen konular:
Bazen bir cümlelik mahkeme kararı, hayatın tüm dengesini değiştirebilir. İşte bu yüzden avukat hem bir tercüman hem de bir psikolojik destek unsuru hâline gelir.
Hukukun sert yüzü burada ortaya çıkar.
Bir davaya girmek çoğu insana “sonsuz bir koridora yürümek” gibi gelir. Ama deneyimli bir avukat, bu koridorda size ışık tutar.
İstatistiklere göre Bulgaristan’da açılan davaların yaklaşık %60’ı ticari ve idari uyuşmazlıklardan oluşuyor. Bu oran, iş dünyasının Sofya’daki avukatlık hizmetlerine olan ihtiyacını net bir şekilde ortaya koyuyor.
Gördüğünüz gibi Sofya’da en çok talep edilen hukuki hizmetler, iş dünyasından özel yaşama kadar geniş bir yelpazeye yayılıyor. Bir sonraki adımda bu hizmetleri alırken “doğru avukatı nasıl seçeceğinizi” konuşmak en akıllıca hamle olacaktır.
Avukat seçmek, bazen bir doktora güvenmekten daha zor gelebilir. Çünkü hukuki süreçlerde yanlış adım atmak, ileride düzeltilemeyen sonuçlar doğurabilir. Peki, Sofya’da doğru avukatı seçerken hangi kriterler ön plana çıkıyor? Gelin hem halkın anlayacağı hem de hukukun teknik diliyle bakalım.
Her avukat her konuda aynı derinliğe sahip değildir. Tıpkı bir doktorun “kalp cerrahı” ya da “ortopedist” olması gibi, avukatların da uzmanlık alanları vardır: ticaret hukuku, aile hukuku, yabancılar hukuku…
Sofya’da yaşayan Türkler için en önemli kriterlerden biri dil bariyeridir.
Avukatın yalnızca belgeleri çevirmesi yeterli olmaz; aynı zamanda süreci halk diline çevirmesi gerekir. Örneğin, “apostil” kelimesini bir müvekkile açıklarken şöyle demesi güven verir:
“Apostil, belgenizin yurtdışında da tanınması için üzerine vurulan damga, yani pasaportunuzun vizesi gibi düşünebilirsiniz.”
Şeffaf iletişim de aynı derecede kıymetlidir. Haftalarca cevap bekleten bir avukat yerine, 24–48 saat içinde geri dönüş yapan bir büro, müvekkil güvenini kazanır.
Hukuk hizmetlerinde ücretlendirme çoğu zaman müvekkillerin kafasını karıştırır.
Benim gözlemim şu: Türk müvekkiller sabit ücreti “cebimi garantiye alırım” diye tercih ediyor, yabancı yatırımcılar ise aşamalı modeli “işin ne kadar süreceğini bilmediğim için riski bölüştüreyim” diye seçiyor.
Madde madde farkları şöyle özetlenebilir:
Sofya’da birçok işlemde noter onaylı vekâletname (yani “birine sizin yerinize işlem yapma izni”) gerekir. Avukatın bu yetkiye sahip olması, müvekkilin sürekli şehirde bulunma zorunluluğunu ortadan kaldırır.
Ayrıca süre yönetimi kritik bir konudur:
Avukatınız, bu süreleri gerçekçi biçimde öngörebilmeli. Size “Bir haftada vatandaşlık çıkar” diyen biri varsa, büyük ihtimalle hayal satıyordur.
Kısacası, Sofya’da doğru avukatı seçmek için hem kalbinize hem de mantığınıza kulak vermelisiniz. Uzmanlık, dil desteği, şeffaf ücretlendirme ve doğru temsil yetkisi; bu dört ayaklı masa sallandığında tüm süreciniz devrilir.
Hukuki bir süreci başlatmak çoğu insana dev bir makinenin düğmesine basmak gibi gelir. Bir sürü çark dönmeye başlar, sesler çıkar, ama sonucun ne zaman ve nasıl çıkacağını kestirmek zordur. Oysa deneyimli bir avukatla çalışmak, bu makineyi şeffaf bir camın arkasından izlemek gibidir her adımı görür, ne zaman hangi parçanın devreye girdiğini bilirsiniz.
Bir davaya veya hukuki işleme başlamadan önce avukatın yaptığı ilk şey, check-list hazırlamaktır. Yani, yolculuğa çıkmadan bavulunuzu kontrol etmek gibi. Eksik pasaport, unutulmuş cüzdan, yarı dolu benzin deposu… Hepsi ileride sorun yaratır.
Örnek check-list maddeleri:
Avukatınız size ilk görüşmede böyle bir liste sunmuyorsa, işini yarım yapıyordur. Çünkü hazırlık, sürecin %50’sidir.
Bir dava veya işlem ne kadar sürecek? İşte en çok sorulan soru bu.
Genellikle avukatlar, müvekkilin gözünde “saat kulesi” gibi olmalıdır; hem zamanı gösterir hem de çan çalarak sizi uyarır.
Ortalama zaman çizelgesi şöyle özetlenebilir:
Tabii ki bu süreler dosyanın durumuna göre değişir. Ama en önemlisi, avukatınız size “uçuk” vadeler vermemelidir. Bir haftada vatandaşlık? İmkânsız. Bir günde şirket kuruluşu? Masal.
Para meselesi, işin belki de en tatsız ama en gerekli kısmıdır. Çoğu müvekkil, sonunda “Ama bana bu masraflardan hiç bahsedilmemişti!” diyerek şaşırır. İşte bu yüzden masraf kalemlerini en başta bilmek önemlidir.
Başlıca masraf kalemleri:
Buradaki püf nokta; avukatınız size yazılı bir “masraf listesi” sunmalıdır. Sürpriz ödemeler, güveni sarsar.
Sofya’da hukuki sürecin “ilk danışmanlıktan sonuçlanmaya” yolculuğu üç temel direk üzerine oturur: Hazırlık, zaman ve masraflar. Bu üçü netse, sürecin engebeli yolları bile düz bir otoyol gibi görünür.
Bir şehirde yolunuzu kaybettiğinizde elinize aldığınız harita, sadece sokakların resmini sunmaz; aynı zamanda güven duygusunun da yansımasıdır. Hukuki süreçlerde de haritalar vardır, resmî kurumlar ve onların yayınladığı bilgiler. Bu kaynaklara doğrudan ulaşmak hem avukatınızın güvenilirliğini artırır hem de müvekkil olarak sizin için “içim rahat” duygusu yaratır.
Bir avukat size “Ben hallederim, kaynakları araştırmana gerek yok” dediğinde uyarı sinyalleri yanmalı. Çünkü şeffaf çalışan bürolar, resmî linkleri müvekkilleriyle paylaşır.
Tapu sicili, bir evin sağlık karnesi gibidir. Görünüşte pırıl pırıl olan bir evin arkasında ciddi “borç hastalıkları” olabilir.
Sofia Barosu, Adalet Bakanlığı, Göç İdaresi, mahkeme ve tapu sicil portalları yalnızca kurumlar olarak kalmaz; aynı zamanda yolculuğunuzda güvenlik levhaları işlevi görür. Doğru avukat, bu kaynakları hem kullanır hem de sizinle paylaşır.
Sofya’da avukatlık hizmetlerini ele aldığımız bu rehberin sonunda belki de en önemli noktaya geliyoruz. Bilgi güçtür, ama doğru bilgi sizi bir adım öne taşır. Hukuki süreçler bazen dikenli yollar, bazen de taşlarla döşeli köprüler gibidir. Önemli olan, bu yolda yalnız yürümemek ve doğru rehberi seçmektir.
Unutmayın, her dava, her işlem, her imza sizin hayat hikâyenizin bir satırını oluşturur. Bu satırların doğru yazılması için profesyonel bir destek almak, ileride doğabilecek büyük sorunların önüne geçmenin en akıllıca yoludur.
Eğer bu yazıyı faydalı bulduysanız, bilgi yolculuğunuza devam etmeniz için diğer içeriklerimizi de öneriyoruz:
Bulgaristan’da bir limited şirket (EOOD/OOD) kurulabilmesi için resmi olarak çok yüksek bir sermaye şartı yoktur; aslında sermaye 1 BGN (Bulgar Levası) gibi sembolik bir tutarla başlayabilir. Ancak pratikte iş hacmi, faaliyet tipi ve bankanın kabul şartları, başlangıç sermayesini yükseltmenizi gerektirebilir.
Evet mahkeme, resmi başvurular ve hukuki belgeler genellikle Bulgarca olarak yapılmalıdır. Bu yüzden Türkçe düzenlenmiş belgeler, Bulgarca’ya yeminli tercüman tarafından çevrilmeli ve noter onaylı olmalıdır. Ayrıca bazı belgeler apostil şerhi (belgenin uluslararası geçerlilik damgası) gerektirebilir.
Davanın türüne bağlı olarak şu kalemler öne çıkar; mahkeme harçları, tebligat/posta ücretleri, tercüme/çeviri maliyetleri, bilirkişi ücretleri, avukatlık hizmet bedeli. Davacı genelde dava harçlarını ve masrafları başta yatırır. Eğer davayı kazanırsa, karşı tarafın yargılama masraflarını da ödemesi istenebilir.
Resmî şart her zaman dosya durumuna ve başvuru tipine bağlıdır, ancak genelde uzun süreli oturum başvurusu için Türkiye vatandaşlarının Bulgaristan’da geçici oturum izni ile belirli bir süredir (örneğin 1–5 yıl arası) ikamet etmesi beklenir. Ayrıca pasaport, gelir göstergesi, konaklama kanıtı gibi belgeler istenir. (Not: 5 yıl ikamet süresi, vatandaşlık başvurusunda yaygın bir kriterdir)
Bulgaristan vatandaşlığı için şu yollar mevcuttur:
Vatandaşlık başvurusunda dil bilgisi, sabıka kaydı, mali yeterlilik gibi ek şartlar da aranabilir her başvuru başlığı özel değerlendirilir.
